Miraç: “O Söylediyse Doğrudur.”
Miraç: “O Söylediyse Doğrudur.”

Rasûlullah (s.a.v.) hicretten bir sene önce Nübüvvet’in 12. yılında Recep ayının 27. gecesi Pazartesi günü Mirac’a çıktı. Hak Teâlâ şöyle buyurdu; “Kulu Muhammed’i bir gece Mescid-i Haram’dan kendisine bazı ayetlerimizi göstermek için etrafını mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya götüren Allah, her türlü noksan sıfatlardan münezzehtir. Şüphesiz O, her şeyi hakkıyla bilen, hakkıyla görendir.’’ (İsrâ Sûresi, 1) Rasûlullah (s.a.v.) yatsı vaktinde kıldığı iki rekât namazdan sonra Cebrail (a.s.) O’na dedi ki; ‘’Ey Muhammed, Rabbim Teâlâ senden önce ve senden sonra kimsenin nail olmadığı ve olamayacağı bir ikramla, sana ikramda bulunmak için, seni huzuruna çağırıyor ve seni götürmem için emir verdi.’’ Rasûlullah (s.a.v.) abdest alıp, iki rekât namaz kıldı. Cebrail (a.s.) Hz. Peygamber’e (s.a.v.) Şakk-ı Sadrı yaptı; bu daha önce de iki kere olmuştu. Birincisi sütannesini yanında, ikincisi vahiy indiğinde, üçüncüsü de Miraç’ta vukû bulmuştur. Cebrail (a.s.), siyah kanı temizleyip, altın leğende kalbini yıkatıp yerine koymuştur.

Rasûlullah’ın (s.a.v.) binmesi için Burak getirilir. Cebrail (a.s.) Burak’ın yularını, Mikâil (a.s.) üzengisini tutar. İsrail (a.s.) da arkasında durur. Tam Rasûlullah’ın (s.a.v.) bineceği sırada Burak huysuzlaşır. Cebrail (a.s.) O’na “Yaptığından utanmaz mısın? Allah’a (c.c.) yemin olsun ki; Allah katında daha değerli biri sana binmemiştir” der. Bunun üzerine hayvan ter döker. Terin düştüğü yerde sarı gül biter. Cebrail’in (a.s.) teri de düşer ve beyaz gül biter. Rasûlullah (s.a.v.) Miraç’tan döndükten sonra teri toprağa düşer ve kırmızı gül oluşur. Burak, Rasûlullah’ın binmesiyle gözün alabildiği yere kadar ayak atar ve bir yere gelirler. Cebrail (a.s.) iner. Rasûlullah (s.a.v.) namaz kılar. Cebrail (a.s.) namaz kıldığı yerin Medyen’de yani Musa (a.s.)’ın vahye mazhar olduğu yer olduğunu, Rasûlullah’ın ikinci defa namaz kıldığı yerin, Beytullahim, yani İsa (a.s.)’ın doğduğu yer olduğunu söyler.

Rasûlullah tekrar Burak’a biner, birisi sağ tarafından ‘’sana bir şey soracağım Ya Muhammed’’ diye seslenir. Rasûlullah cevap vermez. Cebrail’e (a.s.) kim olduğunu sorar. O da ‘’ Yahudilerin davetçisi idi, cevap verseydin ümmetin Yahudi olurdu’ der. Solundan bir ses daha duyar. Ona da cevap vermez. Cebrail (a.s.) ‘’Bu Hristiyanların davetçisidir. Cevap verseydin, ümmetin Hristiyan olurdu’’ der. Rasûlullah (s.a.v.) kollarını dirseklerine kadar sıvamış ve Allah’ın yarattığı bütün ziynetler üzerinde olan bir kadın görür. Peygambere seslenir ama cevap alamaz. Cebrail (a.s.) ‘’Bu dünyadır. Cevap verseydin ümmetin dünyayı, ahirete tercih ederdi’’ der. Beytü’l Makdis’e varırlar. Orada bütün peygamberler, Rasûlullah’ın beklemektedir. Rasûlullah onlara imam olup iki rekât namaz kıldırır. Rasûlullah’a iki kap getirilir. Birinde süt, diğerinde şarap vardır. Efendimiz (s.a.v.) sütü alır ve içer. Cebrail (a.s.) “Eğer şarabı içseydin, ümmetin azardı’’ der. Beytü’l Makdis’teki taş, cennet taşlarından bir taştır. Rasûlullah’ın Miraç gecesi bastığı ayağının izi vardı. Rasûlullah (s.a.v.) Cebrail (a.s.) ile birlikte semâya yükselir;

1. Semâda Âdem (a.s.) ile

2. Semâda Yahya ve İsa (a.s.) ile

3. Semâda Yûsuf (a.s.) ile

4. Semâda İdris (a.s.) ile

5. Semâda Hârun (a.s.) ile selâmlaşır.

6. Semâda Mûsa (a.s.) ile

7. Semâda İbrâhim (a.s.) ile karşılaşır.

Bir kürsî üzerinde oturmuş arkasını Beytü’l Ma’mûr’a dönmüştür. Beytü’l Ma’mûr meleklerin kıblesidir. Daha sonra Sidretü’l-müntehâ’ya çıkarılır. Burada dört nehir vardır. Bunlardan ikisi Bâtınî olanlar Kevser ve Rahmet, diğer ikisi de zâhirî olanlardır.

Rasûlullah’a (s.a.v.) binmesi için Refref getirilir. Cebrail (a.s.) asıl suretiyle 600 kanadını açmış ve arz-ı endâm etmiş vaziyette görünür: “Eğer bir parmak ileri gidersem yanarım.’’ Rasûlullah (s.a.v.) Refref’i bırakarak Cenâb-ı Hakk’ın huzurunda kıyamda durur. Efendimiz (s.a.v.) Tahiyyât duasını okur. Cenâb-ı Hakk da mukabelede bulunur: ‘’Et-Tahiyyâtü lillâhi: Senâ, selâm ve merhaba ey yüce Allah’ım! Ve’s-salevâtü: Niyaz, dua, yalvarış sana ey yüce Allah’ım! Ve’t-tayyibât: Arınmışlığın ve güzelliğin en hoşusun. Senden güzel, senden hoş ve arınmış olamaz. Es-Selâmü aleyke eyyühe’n-nebiyyü ve rahmetullâhi ve berekâtüh: Bu selâm, rahmetim ve bereketim ilâvesiyle senin üzerine olsun ey sevgili Peygamberimiz! Es-Selâmü aleynâ ve lâ ibâdillahi’s-sâlihin: Yâ Rabbi! Bu selâm bizim ve salih kullarının üzerine de olsun.’’

Miraç’ta Peygamber Efendimiz’e üç şey verilmiştir; beş vakit namaz, Bakara Sûresi’nin son iki ayeti (Âmenerrasulû) ve Efendimizin ümmetinden şirke düşmeyenlerin büyük günahlarının affedildiği müjdesi. (İsmail Hakkı Bursevî Hz.’lerinin ‘’Muhammediyye’’ ve ‘’Riyâzü’s-Sâlihîn’’ Hadis Ans.) 

134. Söyle benden şimdi dil-hahun nedir Gice gündüz ba’iş-i ahun nedir?

       (Söyle benden şimdi gönlünün isteği nedir? Gece gündüz âh edişinin sebebi nedir?)

135. İsteğin her ne ise hasıldur tamam Cümle maksudun ile ol şad-kam

       (İsteğin her ne ise hepsini gerçekleşmiş kabul et mutlu ol)

136. Didi. Ey danende-i sırr-ı nihan İstegüm sensin benüm her dem heman

       (Dedi ey gizli sırları bilen! Her dem, her zaman benim isteğim sensin, şimdi de sensin.)

137. Lik senden var niyazum ey Rahim Yakmaya ümmetlerüm nar-ı Cahim

       (Ancak ey Rabbim, senden bir niyazım var. Cehennem ateşi benim ümmetimi yakmasın.)

Not: Bu şiir Salâhaddîn Uşşâkî Hazretlerinin Regaibiyye’sinin “Miraç” kısmından alınmıştır.

Hafız Emel Gür

İslâm’a hizmet amacıyla hazırlanan Aşıkane Dergisi, iman ve tasavvuf bilgilerini aşkla kaleme alan, Uşşaki Vakfı tarafından yayımlanan bir Uşşaki Vakfı Kültür eseridir. Aşıkane Dergisi’nde yayımlanan yazıların telif hakkı yine Aşıkane Dergisi’ne aittir. Derginin imtiyaz sahibi, Uşşaki Vakfı’dır. Bakınız: www.ussaki.com,www.ussaki.org.tr