Hz. Muhammed (s.a.v.)
Hz. Muhammed (s.a.v.)

Ol Rasûlü Mücteba hem Rahmetel’lil Âlemîn,

Bende medfundur deyû eflake fahr eyler zemîn.

Ravzasin edüp ziyaret dîdi Cibrîl-i emîn,

Hezihî cennetu adnin fethuluha halidîn.

Efendimiz hicretten 53 yıl önce, miladî 571 yılı Rebîülevvel ayının 12. günü, pazartesi tan yeri ağarırken dünyayı şereflendirdi. Kutlu doğumundan 52 gün önce ise meşhur fil vak’ası meydana gelmiştir. Bunun için de bu yıla ‘Fil Yılı’ denmiştir.

Hazreti Peygamberin babası Abdullah’tır. Dedesi ise Abdulmuttalib’dir. Annesi Vehb’in kızı Âmine’dir. O yüce Peygamberin ifadesiyle ‘’Kurutulmuş et yiyen Kureyşli bir kadının oğludur.” Fakat neslinin Efendisi’dir. Allah’ın kulu ve elçisidir.

Babası Abdullah, Âmine ile evlendikten iki ay sonra hayatının baharında 25 yaşlarında Medine‘de vefat eder ve oraya defnedilir. Yeni doğacak olan çocuğuna iyi bir istikbal hazırlamak için gittiği ticaret dönüşünde hayatını kaybeder. Doğmadan yetim kalmıştır. Âmine O’na (s.a.v.) hâmile iken nice hadiseler görmüş ve işitmiştir. Rivayete göre bir ara tanımadığı bir adam yanına yaklaşır ve ‘’Hamile olduğunu biliyor musun?” diye sorar. Âmine ‘’Bilmiyorum” diye cevap verir. Böylece hamile olduğunu anlar ve öğrenir. Doğum günü yaklaştığı günlerde bir gün aynı zatın tekrar yanına yaklaşarak şöyle bir dua etmesini söyler. ‘’Üîzühû bil vahidissamed min hâsidin izâ hasedin izâ hased” ve ismini de ‘’Muhammed” koymasını tembih eder. Ayrıca Hz. Âmine O’nun (s.a.v.) dünyaya geldiğinde secde ederken gördüğünü söylediği rivayet etmiştir. Ayrıca aynı gün Sava gölü kurumuş, Mecûsîlerin asırlardan beri yanan ateşi sönmüş, Mekke ve Medine’de yaşayan Yahudiler O’nun (s.a.v.) doğumunu haber vermişlerdi. Dedesi Abdulmuttalib doğum haberini alınca çok sevinmiş ve bütün Mekkelilere ilân etmiştir. Torunu şerefine onları yedirmiş, içirmiş ve toplantılar tertip etmiştir. Yeni doğmuş küçük çocukları sütanneye vermek âdetti. Sütanneleri genellikle Badiyelerden gelen emzikli kadınlardan seçilirdi. Çünkü Badiye havası ve suyu güzel yerlerdi. Şehirlere nazaran daha fasih konuşulurdu. Bu itibarla varlıklı aileler çocuklarının buralarda yetişmesine özen gösterirlerdi. Abdulmuttalib ve Âmine’de biricik yavrularının yetişmesi için bir sütannesine verilmesini istiyorlardı. Bunun için Mekke’ye gelen Saad kabilesinden Halime binti Züveyb Essadiye’yi sütannesi olarak seçtiler. Hz. Halime’nin yanında dört yıl kaldıktan sonra tekrar Mekke’ye getirildi. Süt annesi Hz. Halime O’nu (s.a.v.) hiç göndermek istemiyordu. Çünkü O’nun (s.a.v.) gelmesiyle her şey bolarmış, obaya bolluk ve bereket gelmiştir. Sütannesinin yanında kalışını Hz. Peygamber şu sözlerle ifade etmektedir. (Sizin en fasihiniz Benim. Çünkü Ben beni Saad Bin Bekir ailesinden süt emdim) buyurmuştur. Süt anneye verilmeden önce amcası Ebu Leheb’in cariyesi Süveybe’den de süt emdiği gelen rivayetler arasındadır.

Hz. Peygamber 6 yaşına gelince, annesi tarafından Medine’ye dayılarının yanına götürüldü. Babasının kabrini ziyaret edecek, görmediği babasına selâm verecekti. Ziyaretleri bitmiş, Mekke’ye dönüş başlamıştı. Medine’den bir konak mesafedeki Ebva köyüne gelindiğinde Hz. Âmine hastalandı. Oğlunu karşısına alarak O’na şöyle hitap etti: ‘’Oğlum, talihsiz yetimim, babanı hiç görmedin şimdi de anneni kaybediyorsun. Eğer gördüğüm rüyalar doğru çıkarsa insanların en büyüğü olacaksın. Üzülme ve müteessir olma” dedi ve gözlerini bir daha açmamak üzere kapadı. Köleleri Meysere, O’nu (s.a.v.)  alarak Mekke’ye dedesinin yanına geldi. İki yıl dedesinin himayesinde kalan Hz. Muhammed (s.a.v.) bir haberle yeniden sarsıldı.

Abdulmuttalib çocuklarını toplayıp onlarla bir konuşma yapmak ihtiyacını duymuş ve onlara ‘’Yavrularım hayatın tatlı ve acı her şeyini gördüm. Yaşım ilerledi. Ölümün bana yaklaştığını hissediyorum ve üzülmüyorum. Yalnız talihsiz bir yetim bıraktım. Onun için gözüm arkada gidiyorum. O’nu hanginiz alacak ve himaye edecek?” dedi. Ebu Leheb ayağa kalktı. ‘’Ben alırım, biiyorsun benim malım mülküm fazla. O’na lâzım geldiğince iyi bakarım” dedi. Abdulmuttalib ‘’Olmaz, bilirim malın, mülkün çok ama merhamet ve şefkatin noksan… Muhammed (s.a.v.) ise hassas ve yetim. O’na lâzım gelen ihtimamı gösteremezsin.” Ebu Talib ayağa kalkarak ‘’Bana ver. Ben O’nu çok severim, bilirsiniz. Benim himayemde bulunsun” dedi. Abdulmuttalib ise ona da ‘’Senin merhamet ve şefkatine güvenirim ve O’nu çok sevdiğini bilirim. Lâkin senin aile fertlerin çok. Malın mülkün yok. O’na lâzım gelen hayatı sağlayamazsın” dedi. O zaman Ebu Talib ‘’Baba, neden kendini çağırıp sormuyorsunuz?  Yaşça küçüktür ama akıl ve kabiliyeti hepimizden fazla” dedi. Çağırdılar. O (s.a.v.) kutlu yetime anlattılar. Meseleyi anlayan Yüce Peygamber (s.a.v.) gözleri yaşlandı. Koştu amcası Ebu Talib’in boynuna sarıldı. Seneler sonra bu hadiseyi şöyle dile getirmiştir. ‘’Dedem öleceğini söylediği zaman içimden bir tahassür koptu. Ah benim de babam anam hayatta olsaydı“ dedi.

24 yaşına kadar amcasının yanında kalan Peygamberimiz (s.a.v.) aynı sene Hz. Hatice ile evlenmiş ve kendi evine çıkmıştır. Mutlu bir hayat geçiren âlemlere rahmet olarak gönderilen o büyük Peygamber (s.a.v.) 40 yaşında risâletle müjdelenmiş, bundan sonraki hayatı sıkıntılar içinde geçmiştir. Kureyş’in zulmü başlamış ve günden güne artarak devam etmiştir.

Allah’ın emri ile 53 yaşlarında Mekke’den Medine’ye hicret etmiş, Medine devri başlamıştır. On sene süren bu dönem İslâm’ın, Müslümanların zafer çağı olmuştur. 63 yaşlarında Rebiülevvel ayının 12. günü Hakk’ın “Gel” emrine uyarak ahiret yolculuğuna çıkmıştır. Sahabeyi gözyaşlarına boğmuştur. Mü’minleri büyük bir yas kaplamış; Rasulullah (s.a.v.) ahirete göçmüştür. Rabbim şefaatinden bizleri mahrum etmesin. Amin Amin Amin

Tevfik Çapacıoğlu
Emekli Müftü

 

İslâm’a hizmet amacıyla hazırlanan Aşıkane Dergisi, iman ve tasavvuf bilgilerini aşkla kaleme alan, Uşşaki Vakfı tarafından yayımlanan bir Uşşaki Vakfı Kültür eseridir. Aşıkane Dergisi’nde yayımlanan yazıların telif hakkı yine Aşıkane Dergisi’ne aittir. Derginin imtiyaz sahibi, Uşşaki Vakfı’dır. Bakınız: www.ussaki.com,www.ussaki.org.tr