Sıddîkâne Çıkılan Hak Yolda Nice Hikmetli Yıllara...
Haksızlığın Faturası
Haksızlığın Faturası

       Bir Mü’min hakkında sû-i zan da bulunmak veya ona hased etmek; bu hasedi ve kıskançlığı dolayısı ile onu küçük düşürücü veya birilerine kötü gösterici davranışlarda bulunmak, günah olmasının yanında kul hakkına da girer.

       Yüce Rabbimiz, kendisine iman etmenin dışında, bilmeden işlenen günahların farkına varılıp, bir daha o günaha meyletmemek üzere, ihlasla tövbe edenlerin bütün günahlarını affeder. Çünkü o kullarını da, affetmeyi de çok sever. Fakat kulların birbirlerine karşı olan hakları konusunda ise affetme yetkisinin, hakkı yenen kula âit olduğunu zikreder.

       “Tövbekâr olanlar hakkında hukûkullah dâvâsı takip edilmez. Ancak hukûk-u şahsiye dâvâsı kalır” buyrulmaktadır. ( Hak Dîni Kur’an Dili)

       Gıybet eden veya bir başkasının zarar görmesi için hareket eden bir insan, o kimseden helâllik almadıkça, bu günahının cezâsından kendini kurtaramaz.

       Hased veya nefsânî arzu ile gıybet ederek bir kişiyi kötülemek, kötü göstermek kul hakkına girer. Bu haksız davranışa uğrayan kişi mâsumdur ve bu davranışla zulme uğramıştır. Zulme uğrayanın (mazlumun) bedduâsından şiddetle sakınmak lâzımdır. Çünkü sevgili Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurmaktadır;

         “Mazlumun bedduâsından sakınınız. Çünkü onun duâsı ile Allah arasında perde yoktur.” (Buhârî, Müslim)

      Buradan da anlıyoruz ki, haksızlığa uğrayan kişi elini açıp da; “Yâ Rabb” derse, bu haksızlığı yapanlar dünya ve âhirette perişan olurlar. Aslında Mü’minlerin, hattâ havas geçinen bâzı zevatların bile nefsânî bir kıskançlık ve hased içinde hareket ettikleri gözlenebilmektedir. Günümüzde şeriat hükümlerini dahi gerçek mânâda yerine getirmediği halde, tarikat ehliyim diyen insanlar çoktur. Yunus Emre’nin söylediği gibi: “Ey birâder! Derviş isen takvâya çalış.” Takvâ ehli olmak gayreti yerine, ilimsizliğin sonucu olan câhilliğin verdiği cesâretle yapılan davranışlar, kişinin dünya ve âhiretini perişan etmektedir.

        “Şirk ederek ve kul hakkıyla gelmeyin” buyrulan ilâhî huzurda, kul hakkı için kesilecek faturanın kabarık olacağı kesindir.

       Kul hakkını iki bölümde ele alırsak;

  1. Kula Yapılan Maddî Haksızlık; Kulun bedenine ve malına yapılan tecavüzler,
  2. Kula Yapılan Mânevî Haksızlık; Kalp ve ruhuna yapılan tecavüzler, zararlar,

olmak üzere sıralayabiliriz.

       Maddî haksızlık; insanın doğuştan gelen hakkı olan, yaşama hakkına son verme, can, mal, namusuna vb. yapılan tecavüzlerdir.

       Mânevî haksızlıklar ise; gıybet, dedikodu, yalancı şahitlik, tahkir ve hakarettir. Gıybet ise doğruyu yapıyorum zannı ile aşağılamak ve hakaret etmektir. Bu şekilde, Mü’minleri küçük düşürücü davranışlarda bulunmak, bir Mü’mine yakışmayacağı gibi, karşılığı çok ağır olacak bir hareket tarzıdır.

ŞÂHİD OL YÂ RABB!

Beni namaz kılarken gördünüz mü?

Beni oruç tutarken gördünüz mü?

Beni zekât verirken gördünüz mü?

Beni şehâdet getirirken gördünüz mü?

Beni umre yaparken gördünüz mü?

Beni hac ederken gördünüz mü?

Beni kurban keserken gördünüz mü?

Beni cehrî olarak Allah’ı zikrederken gördünüz mü?

Beni Pîr-i Uşşâkî’ye hizmet ederken gördünüz mü?

Beni efendisine itaat ederken gördünüz mü?

E V E T!

Şâhid ol yâ Rabb!

Şâhid ol yâ Rabb!

KAPAT