Sıddîkâne Çıkılan Hak Yolda Nice Hikmetli Yıllara...
Allah ve Resûlüne İtaat
Allah ve Resûlüne İtaat

“Kim Peygambere itaat ederse, Allah’a itaat etmiş olur. Kim yüz çevirirse (bilsin ki) biz seni onlara bekçi göndermedik.”[1]

Kâinatın Efendisi, efdâl-i salavât ve ekmel-ü tahiyyât Efendimiz Hazretlerine tâbi olmak, bütün fiillerinde ona uymak ve emirlerini tutmak farzdır. Çünkü Kur’ân-ı Azîmüşşân’da muhtelif vesilelerle:  “Allah’a ve Resûlüne itaat ediniz.”[2] emrinin tekrarlanmasından bu husus açıkça anlaşılmaktadır. Bu noktada emri yerine getirebilmek ve işlenecek amellere de kolaylıklar sağlamaya yardımcı olacak bazı âdâbın bilinmesine ihtiyaç bulunmaktadır.

Birincisi, Peygamber Efendimizin sünnet-i seniyyelerine uymalıdır. Nitekim Hadîs-i Şerîfte:  “Bir kimse, benim sünnetimi ihyâ ederse, o kimse muhakkak beni ihyâ eyledi. Beni ihyâ eden, muhakkak bana muhabbet eyledi. Bana muhabbet eden, kıyâmet gününde cennette benimle beraberdir.”[3] buyrulmuştur.

İkincisi, Ashâb-ı Kirâm’a uymalıdır. Zîrâ Hadis-i Şerîfte: “Benim ashâbım, halkı cehâletin karanlıklarından kurtarıp hidâyet nûruna ulaştırmakta, yıldızlar gibidirler. Onlardan hangisine uyarsanız hidâyet bulursunuz.”[4] buyrulmuştur.

Üçüncüsü, bid’at ehlinden uzak durmalıdır. Salih kimseler ile oturup, daima onlarla sohbet etmelidir. Allah-u Teâlâ’nın insan hakkındaki bu büyük ikram ve iyiliği, yalnız insanın faydası içindir. Yoksa Allahu Teâlâ fayda ve ziyandan münezzehtir. İnsanlar tarih boyunca Allah-u Teâlâ’ya baş kaldırdılar. Kibirlerinden dolayı Allah’ı (c.c.) reddettiler. Bu felsefelerinden dolayı da kendilerini üstün görüyorlardı ve aksini ispatlayacak bir açıklama getirilemeyeceğini düşünüyorlardı. Hâlbuki hayatlarını, kibirlerini ve inkârlarını üzerine binâ ettikleri madde, ellerinden bir çırpıda gitmiştir.

Allah (c.c.) bu düşüncede olanlar için; Tûr Sûresi 42.âyette: “Yoksa hileli bir düzen mi kurmak istiyorlar. Asıl o inkâr edenler hileli düzene düşecek olanlardır.” buyurmaktadır.

Allah’a karşı savaş açanlar, açtıkları savaşta kesin olarak yenilmişlerdir. Bakara Sûresi 9. âyette: “Onlar Allah’a îman edenleri aldatırlar. Oysa onlar, yalnızca kendilerini aldatıyorlar, bunun şuûrunda değiller.” buyurmaktadır.

 Bunların yaşadıklarının tamamının bir hayal olduğu, kurdukları tuzaklarında zihinsel görüntü olduğu bir gerçektir. Bu nedenle Allah’tan gelmiş ve yine O’na döneceğimizi bilerek Allah’ı (c.c.) tanımak ve O’na hakkıyla kulluk yapmaya gayret etmek gerekir. Hesap gününün geleceğini, o gün herkesin tek tek sorguya çekileceğini hiç unutmamalıdır.

Habîbini kendi zâtına dost edindi, O öyle bir peygamber ki, O’nun gördüğünü kimse görmemiş, erdiği yüce makamlara hiçbir kimse erememiştir. Yüksek hâlleri, kemâl sıfatları ile âlemlerin en hayırlısıdır. İnsanları sapıklıktan hidâyete getirmiştir.

Resulullah (s.a.v.) ve ashâbından İslam dinini alçak ve yüksek yerlere yayan, ulaştıran Hz. Ebubekir’e (r.a.), adalet üzere hükmeden Hz. Ömer’e (r.a.), Kur’an-ı Kerim’i toplayıp yazan Hz. Osman’a (r.a.), Allah’ın aslanı ve ilm-ü ledûn sultanı Hz. Ali’ye (k.v.) uyanlara ve onları sevenlerin hepsine sayısız salât ve selam olsun.

SIDDIK NÂCİ EREN

[1] Nisâ Sûresi 80. Âyet

[2] Bkz., Enfâl 46, Âl-i İmrân 31, Nisâ 80, Nûr 5, Ahzâb 71, Teğâbün 12

[3] Tirmizi, Kitabü’l-İlm an Resulillah

[4] Aclûnî Keşfu’l-Hâfâ (1/132)

KAPAT